PARKİM Discovery Day’den Aklımda Kalanlar: Kül, Mahlep ve Susam

8 Eylül’de Four Seasons Hotel Sultanahmet’te gerçekleşen ikinci Discovery Day buluşması, kokunun kültürel mirasla ilişkisini ve parfümerinin geleceğini birlikte düşünmek için güzel bir alan açtı. Tarihi Yarımada’nın geçmişi duyulara taşıyan atmosferi, bu buluşmaya ayrı bir derinlik kattı.
Günün koku keşifleri arasında beni en çok etkileyen, kül kokusunun yeniden yorumlandığı kompozisyondu. PARKİM Ar-Ge ekibinin Türkiye’nin aromatik zenginliğini hammaddeye dönüştürdüğü koleksiyonda ise favorilerim mahlep ve susam oldu. Meyan kökü ve damla sakızının da yer aldığı bu seçki, tanıdık malzemelerin parfümeriye kazanabileceği yeni ifadeleri düşündürürken; kendi adıma Parfüm Rotaları Terroir deneyimleri için de ilham aldım. Beautyworld Middle East öncesinde ilk kez tanıtılan HAWA koleksiyonu da günün en heyecanlı deneyimleri arasındaydı.

Merve Müstecaplıoğlu moderatörlüğünde Sonay Gürer, Marie Urban ve Simon French’i dinlediğimiz “Parfümerinin Yeni Dili” paneli, parfüm tasarımına ve koku trendlerine farklı açılardan bakma fırsatı sundu. Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder’in perakendedeki dönüşüme ilişkin paylaşımları ise koku ve parfümün bu değişim içindeki yerini düşünmek açısından değerliydi. WGSN’nin 2027 tüketici ve parfüm trendleri de geleceğin beklentilerini bu sohbetin bir parçası hâline getirdi.
İpek Müstecaplıoğlu moderatörlüğünde Sonay Gürer, Akın Sağırlı ve Fatih Karabey’in yer aldığı “Türkiye’den Dünyaya: PARKİM Yenilikleri” oturumu, gün boyunca deneyimlediğimiz kokuların arkasındaki araştırma ve geliştirme çalışmalarına daha yakından bakmamızı sağladı.
Kapanışta arkeolog ve sanat tarihçisi Alican Kutlay’ın “İstanbul’un Kokuları, Lezzetleri & Tarihi” konuşmasıyla Bizans İstanbul’unun duyusal evrenine uzandık. Anlatısını dinlerken şehrin geçmişini taşların ve yapıların ötesinde; havaya karışıp dağılan kokularda, damakta kalan tatlarda, gündelik hayatın renkli, kokulu ve dokulu kaosu içerisinde hayal ettik. Bin yıllar önce bu şehirde yaşamanın nasıl bir his olduğunu düşünmek, kokunun hafızayla kurduğu bağı daha da somut hale getirdi. Tarihi Yarımada’nın ortasında, geçmişten günümüze duyusal hatıralardan örülen bir köprü üzerinde o an parçası olunan zihinsel bir deneyime dönüşmesi, Discovery Day'in bende kalan en güzel izlerinden biri oldu.

Gün sonunda, Türkiye’nin parfümeride dünya sahnesinde daha güçlü bir söz sahibi olduğunu görme arzum körüklendi. Bu toprakların gülünden mahlebine uzanan aromatik zenginliğinin, kültürel mirasımızdan ve yazma eserlerdeki koku formüllerinden alınacak ilhamla, bugünün bilimsel ve yaratıcı birikimiyle buluşmasını önemsiyorum. Türkiye’nin hammadde üretimindeki gücünü yeni keşiflerle derinleştiren, kendi koku dilini geliştiren ve özgün kompozisyonlarıyla adından söz ettiren bir parfüm endüstrisinin geliştiğini görmek gerçekten gurur verici. Parfüm tarihi üzerinde uzman araştırmacı kimliğimle: Zengin kültürel motiflerimizi, biyolojik çeşitliliğimizi, geçmişin tozlu raflarında günümüze ulaşan ilham verici bilgilerin bugünün laboratuvarlarında yeni karşılıklar bulmasına, bu coğrafyanın dünya parfümerisinin geleceğine kendi imzasını atmasında aktif rol almak ve tanıklık etmek en büyük arzum. PARKİM’de mahlep ve susamı koklarken, bu arzunun somut karşılıklarını görmek benim için ayrıca kıymetliydi.
Bu buluşma ve özenli ev sahipliği için PARKİM ekibine, bilgi ve deneyimlerini paylaşan tüm konuşmacılara teşekkür ederim. Hep beraber seneye güzel, güçlü ve ilham dolu bir başlangıç yaptık.





Yorumlar