Pompeii'de 2.000 Yıllık Bir Dolabın Ardından: Koku, Hafıza ve Gündelik Hayat

Bazen bir uygarlığın tarihini anlamak için görkemli tapınaklara, saraylara veya anıtsal yapılara değil, sıradan bir evin dolabına bakmak gerekir.
Vezüv Yanardağı'nın MS 79 yılındaki patlamasıyla terk edilen bir evde bulunan cam koku kabı, tütsülük ve kişisel eşyalar, Roma dünyasının gündelik yaşamına ilişkin yeni ayrıntılar sunuyor.
Pompeii'de gerçekleştirilen son kazılarda, yaklaşık iki bin yıl önce terk edilmiş bir evin ahşap dolabında bulunan kişisel eşyalar ve koku kapları, Roma döneminin gündelik yaşamına ilişkin dikkat çekici bir pencere açıyor. Küçük bir cam koku kabı, tütsülük, kişisel bakım araçları, çocuklara ait olduğu düşünülen koruyucu kolye parçaları ve bronz sikkeler, Vezüv'ün patlamasıyla kesintiye uğrayan bir hayatın izlerini taşıyor.
Pompeii Arkeoloji Parkı tarafından 29 Ekim 2026'da duyurulan keşif, antik kentin en işlek caddelerinden Via dell'Abbondanza üzerinde, geleneksel olarak Cornelius Maximus'a atfedilen bir evde gerçekleştirildi. Daha önce kısmen araştırılmış yapıda yürütülen yeni çalışmalar, ahşap malzemesi günümüze ulaşmamış olsa da arkeolojik izlerinden yeniden tanımlanabilen bir dolabın içeriğini ortaya çıkardı.
Pompeii'de bir dolabın içindeki koku kültürü
Buluntular arasında Parfüm Rotaları açısından özellikle dikkat çeken iki nesne bulunuyor: Camdan yapılmış küçük bir balsamarium ve bir tütsülük (bruciaprofumi)...
Roma dünyasında bu tür küçük cam kaplar, kokulu yağların, merhemlerin ve çeşitli kozmetik preparatların saklanması için kullanılıyordu. Tütsülükler ise aromatik maddelerin yakılması veya ısıtılması yoluyla kokunun mekâna yayılmasını sağlayan nesnelerdi.
Bu iki buluntu, kokunun antik dünyada yalnızca bedene uygulanan bir madde değil, mekânı ve gündelik deneyimi biçimlendiren bir unsur olduğunu hatırlatıyor.
Üstelik aynı dolapta bir cımbız ve pigmentleri hazırlamakta kullanılan coticula adlı küçük bir araç da bulundu. Roma döneminin kişisel bakım dünyasına ilişkin bu nesneler, güzel kokuların kozmetik uygulamalarla iç içe geçtiği maddi kültürün parçaları olarak değerlendirilebilir.
Burada önemli bir arkeolojik ayrım yapmak gerekiyor. Cam kabın ne içerdiği henüz bilinmiyor. İçinde parfüm, kokulu yağ veya tıbbi bir merhem bulunmuş olabilir. Dolayısıyla nesneyi belirli bir koku formülüne bağlamak için kalıntı analizlerine ihtiyaç var.
Bir koku kabının bulunması, kokunun kendisinin de bulunduğu anlamına gelmez. Yine de kabın biçimi, üretim malzemesi ve birlikte bulunduğu diğer eşyalar, kokulu maddelerin kullanım bağlamını anlamamız açısından değerli bilgiler sunar.

Koruyucu tılsımlar ve kişisel hafıza
Dolabın en dikkat çekici buluntularından biri de crepundia olarak tanımlanan, çok sayıda küçük kolye ucundan oluşan bir grup.
Fayans, kemik, cam hamuru ve kaya kristalinden üretilmiş bu parçalar arasında Mısır kökenli koruyucu tanrı Bes'in ve Roma tanrısı Merkür'ün tasvirleri ile el, ayak, çam kozalağı ve üzüm salkımı biçiminde süslemeler bulunuyor.
Antik Roma dünyasında crepundia, özellikle çocuklarla ilişkilendirilen, koruyucu anlamlar taşıyabilen ve hareket ettikçe ses çıkaran küçük nesnelerden oluşuyordu. Bu eşyalar çocukların tanınmasına yardımcı olabildiği gibi, aile bağlarının ve kişisel hatıraların taşıyıcısı da olabiliyordu.
Pompeii Arkeoloji Parkı Direktörü Gabriel Zuchtriegel, bu nesnelerin Akdeniz dünyasında yer değiştiren insanların yanlarında taşıdıkları kişisel hatıralarla ilişkisine dikkat çekiyor.
Bes ve Merkür gibi farklı kültürel geleneklerden figürlerin aynı kolyede bir araya gelmesi, Roma Akdenizi'nin dinî ve kültürel çeşitliliğini de yansıtıyor.
Bu nesneleri koku kabı ve tütsülükle birlikte değerlendirdiğimizde, bir evin gündelik hayatında kişisel bakımın, bedensel deneyimin, inançların ve hatıraların nasıl yan yana var olabildiğini görüyoruz. Bu, tek tek nesnelerden hareketle belirli bir ritüeli yeniden kurmak anlamına gelmese de buluntu grubunun kültürel bağlamını zenginleştiriyor.

Terk edilmiş bir evin son anları
Dolapta ayrıca 38 bronz sikke, çeşitli mutfak kapları ve küçük bir ahşap kutu içerisinde kurşun ağırlıklar bulundu.
Araştırmacılar, ağırlıkların ticari faaliyetlerle ilişkili olabileceğini değerlendiriyor; ancak ev sakinlerinin meslekleri henüz kesin olarak bilinmiyor.
Eşyaların, özellikle de paranın geride bırakılmış olması, ev sakinlerinin Vezüv'ün MS 79 yılındaki patlaması sırasında aceleyle ayrılmış olabileceğini düşündürüyor.
Pompeii'nin arkeolojik açıdan benzersizliği biraz da burada yatıyor. Kent, yalnızca Roma mimarisini değil, bir felaketin kesintiye uğrattığı gündelik yaşamın maddi izlerini de koruyor.
Bir zamanlar birilerinin eline aldığı cımbız, sakladığı küçük bir cam şişe, yaktığı tütsü veya çocuğuna taktığı kolye; bugün bize antik Roma'nın gündelik alışkanlıkları hakkında anıtsal yapılardan farklı bir tarih anlatıyor.
Kokunun görünmeyen arkeolojisi
Koku tarihini araştırmanın en büyük güçlüklerinden biri, çalıştığımız malzemenin doğası gereği geçici olması. Aromatik bileşikler zamanla dönüşebiliyor veya tamamen kaybolabiliyor. Kokuyu taşıyan kaplar ise kimi zaman binlerce yıl boyunca varlıklarını sürdürüyor.
Bu nedenle antik parfümerinin tarihini yalnızca yazılı reçetelerden veya kimyasal kalıntılardan değil, kokulu maddelerin hazırlanması, saklanması ve kullanılmasıyla ilişkili bütün nesnelerden hareketle değerlendirmek gerekiyor.
Pompeii'deki bu son keşfin önemi de burada. Bulunan cam balsamarium bize henüz nasıl koktuğunu bilmediğimiz bir maddeyi düşündürürken, yanındaki tütsülük kokunun mekâna yayılabildiği başka bir kullanım biçimine işaret ediyor. Kişisel bakım araçları ve koruyucu tılsımlar ise aynı evin maddi dünyasını tamamlıyor.
Bu nesnelerin sahiplerinin kim olduklarını, hangi kokuları tercih ettiklerini veya gündelik yaşamlarında bu maddelere nasıl anlamlar yüklediklerini henüz bilmiyoruz.
Ancak iki bin yıl sonra yeniden açılan bir dolap, parfümeri tarihinin yalnızca nadir hammaddelerin, kıymetli şişelerin ve seçkin tüketim alışkanlıklarının tarihi olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. O günlerde koku, gündelik yaşamın da bir parçasıydı. Ve kokunun kendisi kaybolmuş bile, kokuyu gündelik hayatın bir parçası olarak kullanan insanların hayatına dair izler ortaya çıkmaya devam ediyor.




Yorumlar